Son mesaj - Görüntülenemiyor
Dedeler Köyü Haberler

 
Köyümüzden Görüntüler
 
Son Dakika Haberleri...

 
Arama
Konu Başlığı Gönderen Tarihi Gösterimler Cevaplar
Ynt: Vefat Edenler Youtube Son Mesaj sindirgidedeler 19 May 2019 2 1
Topal Asker(H.. Nihal Atsız) Son Mesaj sindirgidedeler 15 May 2019 0 0
Yağcıbedir Halısı Haberi Son Mesaj sindirgidedeler 12 May 2019 1 0
Arif Yalçınkaya Son Mesaj sindirgidedeler 01 May 2019 4 1
Yasemin Eryılmaz. Son Mesaj sindirgidedeler 16 Nis 2019 2 1
Ülkücü Şehitlerimiz Son Mesaj sindirgidedeler 27 Mar 2019 1 0
Tuna Kartal Son Mesaj sindirgidedeler 18 Mar 2019 2 0
Yüksel Karaarslan Son Mesaj sindirgidedeler 10 Mar 2019 2 0
Cafer Çetin Son Mesaj sindirgidedeler 02 Mar 2019 2 0
Efsanelerimiz(Hasan Boğuldu) Son Mesaj sindirgidedeler 22 Şbt 2019 1 0
 
Hoşgeldin Ya Şehri Ramazan
Hoşgeldin Ya Şehri Ramazan

yhs9h_1495807934_4839.jpg
 
news1
Sındırgı Dedeler
19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı!

19 MAYIS

Bir Milleti ayakta tutan milli ve manevi değerlerdir.Onlar elden gitti mi geriye kuru kalaba spor bayramı değildir. 19 Mayıs Mustafa Kemâl Paşa'nın Millî mücadeleyi Samsun'a çıkarak başlattığı gün dür ( TÜRK 55 )

Gönderen sindirgidedeler, Pazar, 19 May 2019 00:33 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Sındırgı Dedeler
Anneler Günü!

Anneler Günü

Başta şehit ve gazi anaları olmak üzere bütün annelerin "Anneler Günü" kutlu olsun... Ellerinizden öpüyoruz...

Gönderen sindirgidedeler, Pazar, 12 May 2019 12:02 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Sındırgı Dedeler
23 Nisan !

23 Nisan

Gönderen sindirgidedeler, Çarşamba, 24 Nisil 2019 10:01 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Sındırgı Dedeler
Miraç Kandilimiz Mübarek Olsun!

Miraç!

Ya Rabbi bu kutlu gecenin yüzü suyu hürmetine birliğimizi, dirliğimizi daim eyle gönderde bayrağımızı, camide ezanımızı yüreğimizde sevgini eksik etme, bizi taşıyamayacağımız bir yükle imtihan etme yarabbim.. Amin
MİRAÇ KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN.

Gönderen sindirgidedeler, Salı, 02 Nisil 2019 13:16 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Sındırgı Dedeler
Türk'ün Destanıdır Çanakkale!

ÇANAKKELE ZAFERİ

18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitler Gününü bir kez daha saygı ve şükranla anıyor, tüm şehitlerimize Yüce Allah'tan rahmet diliyoruz..

Gönderen sindirgidedeler, Pazartesi, 18 March 2019 14:47 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Sındırgı Dedeler
Regaip Kandiliniz Mübarek Olsun!

REGAİP KANDİLİMİZ MÜBAREK OLSUN

Regaip, herhangi bir şeyi istemek, arzu duymak, meyletmek, bu emeller doğrultusunda tutkuyla çaba sarf etmek demektir. Regaip Kandili ise her türlü arzu ve isteklerimizi, emel ve tutkularımızı, rağbetlerimizi iyiye, doğruya, güzele, faydalı olana, hakka ve hakikate; regaibimizi Rabbimize yöneltmek, bütün işlerimizi Cenab-ı Hakk'ın rızasına uygun hale getirme çabasıdır." Regaib Gecesi, üç aylar içinde kendisinden sonra gelecek olan Miraç, Berat ve Kadir Gecesinin de bir müjdecisidir. Onun için bu müjdeciye kulak verip bu geceyi ve üç ayları iyi değerlendirilmelidir.

Gönderen sindirgidedeler, Pazar, 10 March 2019 12:37 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Sındırgı Dedeler
Allah Kabul Etsin!


Sitemiz yöneticisi Mehmet Kaya ve eşi Rabiye Hanım 15 Ocak 2019/06.Şubat 2019 Tarihkeri arasında mübarek topraklara umre ziyaretine gideceklerdir.Rabbim şimdiden ibadetlerini makbul etsin. Hayırlısıyla gidip dönmeyi nasip etsin inşallah. Kutsal mekanlara ve sevgili peygamberimize eshabına selam söylüyoruz...Dualar hep beraber olsun inşallah.

Gönderen sindirgidedeler, Pazartesi, 14 Ockuary 2019 21:36 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Sındırgı Dedeler
Sarıkamış Destanı

SARIKAMIŞ 22 ARALIK 1914
48415661_2417728174921361_5095999278187282432_n.jpg
Sarıkamış şehitleri için mesaj. 100 yıl önce Kars’ın Sarıkamış ilçesindeki Allahuekber dağlarında donarak şehit düşen binlerce askerin vatan millet sevgisinin en güzel örneklerinden birisi olduğunu. Sarıkamış’ta yaşanan acı ve dramın Türk milletinin hafızasında derin izler bıraktı.: "Sakarya, Çanakkale, Sarıkamış, gibi milli mücadelenin en çetin gerçekleştiği ve vatanın düşman işgalinden kurtarılması sırasında yaşanan binlerce acı ve dramın Türk milletinin hafızasındaki ve kalbindeki yeri hiç değişmemiştir. Kar ve soğuk gibi kışın zor şartları altında paltosuz, ayakkabısız topyekun bir mücadelenin en hazin örneklerinden olan Sarıkamış’ta yaşananlar, bizlere birer ibrettir. Vatanın bugünlere gelmesinde emeği geçen bütün şehitlerimizi rahmetle anıyor, onların aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz.
SARIKAMIŞ 22 ARALIK 1914 ŞEHİTLERİMİZİ RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUZ..

Gönderen sindirgidedeler, Cumartesi, 22 Araember 2018 11:34 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Sındırgı Dedeler
24 Kasım Öğretmenler Günü!

Öğretmenler Günü
ogretmenlerrr.png

Gönderen sindirgidedeler, Salı, 27 Kasember 2018 11:13 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Sındırgı Dedeler
Hoşgeldiniz Efendimiz!

MEVLİD KANDİLİ

Mevlid Kandili, Peygamberimizin doğum günü anlamına gelir. Sözcük anlamı ise; ''doğmak, doğum yeri ve doğum zamanı" anlamlarına gelmektedir. Mevlid Kandili Hazreti Muhammed'in doğduğu gece olması sebebiyle en önemli gecelerden biridir.
MÜBAREK OLSUN DER HAYIRLARA VESİLE OLMASINI TEMENNİ EDERİZ...

Gönderen sindirgidedeler, Pazartesi, 19 Kasember 2018 09:51 Yorumlar(0), Hepsini Oku
 
MKPortal Siteleri
Çanakkale Şehitlerimiz
Bir Hatıra


HALEPLİ TÜRKİYE
Rahmetli Seyit İlşekerci’nin eczanesinde oturuyordum. İçeri genç bir karı-koca girdi. Bana “Hocam, sizi televizyonlardan tanıyoruz. Bizim dedelerimiz de Çanakkale’de kalmışlar. Dönmemişler. Bir sorumuz var. Çanakkale Savaşlarına katılıp da en son gelen kaç tarihinde geldi?” diye sordular.
Ben: “Kayıtlara göre en son 1952 de iki kişi dönmüş. Biri Burdur’a, diğeri Zonguldak’a dönmüşler.” dedim.
Yanımda oturan Üçpınar Köyünden Remzi isimli arkadaş atıldı: “Hocam, o da bi şey mi? : O da bi şey mi? Bizim köye tam 64 yıl sonra biri çıktı geldi”.
Ben çakı bulmuş çocuk gibi sevinerek atıldım: “Nasıl oldu? Anlat bakalım".
1978 yılında Balıkesir İstasyonunda elinde bir torba, garip kıyafetli yaşlı bir ihtiyar iner. İstasyon önündeki taksilerden birine sorar: “Oğlum, beni Üçpınar Köyüne götürür müsün?
“Götüreyim amca, bin arabaya?”
O zamanlar Üçpınar’a giden yol, eski garajın üzerinden geçerek Toygar’dan Üçpınar’a giderdi. Şoför oraya doğru arabayı sürerken Toygar Tepe’ye geldiklerinde şoför: “Amca, bak Üçpınar Köyü karşıda..”
Adam: “Yok oğlum.. Değil. Bizim köyün evlerinde dam yoktur. Bu köyün bütün evlerinde dam var.”
Biraz daha giderler. Yolun hemen solundaki köyün mezarlığı önünden geçerken, adam: “Dur..!” der. Dururlar. Adam taksiden iner, mezarlığa girer, bir ağaca sarılır. Biraz sonra gelir.
“Tamam oğlum, burası bizim köy. Bu ağaç Hacı Abdullah’ın çetlemiği(çitlembik). Tanıdım.
Giderler. Taksi köy kahvesi önünde durur. Adam iner kahveye girer.
Yaşlı adam bir yere oturur. Hiç konuşmadan kahvedekilerin yüzlerine defalarca dikkatle bakar. Kahvedekilerden birisi muhtara gider, kahveye garip bir ihtiyarın geldiğini, hiç konuşmadan herkesin yüzlerine baktığını söyler.
Muhtar hemen kahveye gelir. İhtiyar adama:
“Amca, sen birini mi arıyorsun? Sen kimsin? Nerelisin?”
“Kimseyi aramıyorum oğlum, ben de bu köydenim.”
“Amca, ben yirmi senedir bu köyde muhtarlık yapıyorum. Seni tanımıyorum. Kimlerdensin sen?”
“Çok oldu oğlum. Beni ancak ihtiyarlar tanır. Onları çağırır mısın?”
Biraz sonra köyün bütün ihtiyarları kahveye toplanır. Ama kimse geleni tanımamıştır. İhtiyar sormaya başlar:
 - “Süleyman Çavuş?”, -"Öldü.”,
- “Recep?”,
-“Öldü”,
-“Koca Salih?”,
-Öldü.”,
-“Topal Murat?”,
-“Öldü.”,
- “Eyüp Çavuş..?”,
Yaşlı bir adam yavaşça ayağa kalkar. “Eyüp Çavuş benim..”
Bakar.. Bakar.. Bakar.. Bakar.. Sonra birden gelen misafire sarılır. “Muhammet(Remzi), sen misin? Sen misin be? Nerede kaldın bunca zamandır? Nerelerdeydin be?”.
Eyüp Çavuş tanımıştır geleni. Anlatır. Çanakkale Cephesinde harp 1916 yılı başında bitince, Gazze Cephesine götürülür. Orada yaralanınca, Halep’de Asker Hastanesinde tedavi edilirken İngilizler gelir. Halepliler; “Bunlar bizim insanlarımız. İngiliz gâvuru, bunlara eziyet eder.” diyerek yaralıları hastaneden kaçırıp evlerine götürürler. 1918 de olan bu olayın üzerinden yıllar geçer. Bir türlü gelemez bizim askerler. Üçpınarlı Muhammet de orada kalır. Evlenir. Çocukları olur. Ama vatan hasretiyle yanmaktadır. Ancak altmış dört yıl sonra son bir kere daha vatanını görmek arzusu ile Balıkesir’e Üçpınar’a gelmiştir. Son bir kere daha görmek için.

Sorar; -“Bizimkilere ne oldu? Yaşayan var mı?
-“Ne olacak bunca zaman, anan öldü. Baban öldü. Abin öldü. Ablan öldü. Amcan öldü, Dayın öldü. Karın öldü. Ama kızın sağ.”
-“Neeee? Kızım sağ mı? Aaah benim bir de kızım vardı. Ben gittiğimde on beş günlüktü. Nerede şimdi benim kızım şimdi?”
-"Bak şu caminin yanındaki ev muhtarın evi. Onun yanındaki değil de öteki ev kızının evi. Biz ona Çakır Hatça” deriz.”
-“Ama kızım beni tanımaz ki?”
-“Bekle. Ben söyleyip geleyim.”
Gider. Hatça Teyze avluda leğende çamaşır yıkamaktadır. Eyüp Çavuş telaş içinde avluya girince;
-“Hayrola, Eyüp Dayı, Ne var?”
-“Hatça kızım, sana müjdeli bir haberim var. Baban geldi.. Baban sağ..”
Hatça Teyze: -“Iıııııh.!” Diyerek bayılır. Biraz sonra ayıltılınca:
-“Eyüp Dayı, bu nerden çıktı. Şimdiye kadar bana hep babamın şehit olduğunu söylediler ya.?”
:-"Kızım gelen baban. Ben tanıdım.”
-“Nerede babam?”
-“Kahvenin önünde.”
Hatça Teyze hemen fırlar. Eyüp Çavuş da arkasından çıkar. Gelen Muhammet(Remzi) Çavuş gelenleri görünce o da koşarak karşılamaya gelir. Ama ikisi de birbirlerine yabancıdırlar. Öyle ya hayatın bin bir derdi ile gurbet ellerinde kalmış, bir kızı olduğunu unutmuş birisinin altmış dört yıl sonra yaşlı bir kadın karşısına çıkıyor ve onun kızı olduğu söyleniyor. Altmış dört yıl babasının öldüğü söylenen birisine de, karşısında duran ihtiyar adamın babası olduğu söyleniyor.
Karşı karşıya gelip garip bir şekilde birbirlerine bakıyorlar.
Biraz sonra Eyüp Çavuş: -“Kızım Hatça, bu senin baban. Ben kendimden nasıl eminsem, bu adamın senin baban olduğundan eminim. Öp elini.” Der.

O gece Üçpınar Köyünde bayram yaşanır. Herkes bu yeni duydukları akrabalarını ziyarete gelirler. Muhammet Çavuş on beş gün kadar, köyünde dolaşır. Tarlalara gider, tepelere çıkar.
On beş gün sonra kızına: -“Kızım, ben artık gidiyorum.” Der.
Kızı: “Baba, nereye gidiyorsun? Bu gördüğün her şey senin ya”
-“Hayır kızım. Ben artık Halepliyim. Orada kardeşlerin var. Bir oğlum, bir kızım var. Ben sadece bir kere daha yurdumu, vatanımı ölmeden önce bir kere daha görmek için geldim.” Der ve ertesi gün gider.

Ertesi yıl gene gelir. bu sefer oğlunu ve kızını da getirmiştir.
Oğlu Halep’te inşaat mühendisi imiş. Onun adını da “Muhammed Remzi” koymuş. Kahvede kendisine sormuşlar:
- “Senin adın Muhammed. Ama oğluna neden kendi adını verdin?”
-“Ben vatan hasreti ile yıllardır o kadar yandım ki, ben ölmeden vatanıma kavuşamazsam, adımı hiç değilse oğlum götürsün vatanıma diye kendi adımı verdim ona da.”

Kızının adını ne koymuş biliyor musunuz? O altmış dört yıl hasretini çektiğinin adını koymuş. Dünyanın en güzel adını koymuş. Kızının adı “TÜRKİYE”
Kızının adını “TÜRKİYE” koymuş...
Türkiye, Suriye/Hama'da yaşıyor. Suriye'de dört ayrı şehirde torunları var.

Gönderen sindirgidedeler, Salı, 02 Nisil 2019 21:41 [ Hepsini Oku ]
Çanakkale Şehitlerimiz
Seyit Onbaşı(Koca Seyit)


Köyünde onu herkes öldü bilmektedir.
Çanakkale’den Havran’daki köyüne kadar 145 kilometreyi 13 günde yayan yürür.
Geldiğinde evine giremez. Çünkü 9 yılda belki karısı, yeniden evlenmiş olabilir. Akşamdan geldiği evini sabaha kadar göz hapsine alır. Sabah koyunları çıkarmak için gelen bir akrabası ile karşılaşır.
“-Sen kimsin?
-Ben Seyidim.
-Biz seni öldü biliyoruz.
-İşte sağ döndüm. Benim hanım evli mi?
-Hayır evli değil. Bir çocuğun var içeride, çocuğu korkutursun. Bağırarak git, haberi olsun.”
Kapıdan eşinin ismini seslenir. 8 yaşında bir kız çocuğu kapıya gelir. “Anne” diyor, “kapıda sakallı biri var korktum.” Annesi geliyor kapıya bakıyor ki, adamı. “Korkma kızım o senin baban.”
Ve 9 yıl sonra kızıyla böyle tanışıyor.
O kız, sonradan nine olduğunda torunlarına, “Baba deyip de bir müddet kucağına oturamazdım” der.
***
Kocaseyit namı, Seyit Ali Çabuk tam adı.
Çanakkale’de 276 kiloluk top mermisini tek başına sırtlayıp İngiliz zırhlısını vuran kahraman.
1889'da Balıkesir'in Havran ilçesine bağlı bir orman köyü olan Manastır köyünde doğan Seyit Ali, Yörük çocuğudur.
Mavi gözlü ve ufak tefektir.
Gariban Anadolu köylüsü.
Keçi güder arada kaçak odun kömürü yapar satar.
1909’da askere gider.
1912’de Balkan Savaşı’na katılır.
1914’te Birinci Dünya Savaşı başlayınca Çanakkale cephesinde topçu eri olarak bulundu.
18 Mart1915'te Müttefik donanması Çanakkale Boğazı'nı geçmek için saldırıya geçti. Bu sırada Seyit Ali, Rumeli Mecidiye Tabyası'nda görevlidir.
(Savaşın en kritik anlarından birinde Queen Elizabeth zırhlısından atılan bir top mermisi Mecidiye Tabyası'na isabet eder. Mecidiye Tabyası'nın pozisyonu çok kritiktir. Boğazdan geçen düşman savaş gemilerini vurmak üzere oradadır. Ve hedef alınan tabyada geriye sadece iki er ve tabya komutanı kalmıştır. Bu erlerden bir tanesi Seyit Ali Çabuk'tur.
Seyit, 276 kiloluk bir mermiyi, mataforası yani vinci bozuk olan topçu bataryasına tek başına sırtlayarak yerleştirmeyi başarır.
Ve Ocean gemisini dümen sisteminden vurmayı başarır. Ocean daha sonra sürüklenir ve Nusrat’ın döşediği mayınlardan birine çarparak batar.
Bu başarısından ötürü onbaşı rütbesine yükseltilmiş bir de ödül olarak çift tayın verilmiş.
O da bir hafta sonra kursağından geçmeyince istememiş.
Seyit Ali, 1909'da gittiği askerden, 1918'de onbaşı olarak döner.
1915’teki zaferden sonra 3 yıl daha Çanakkale’de askerliğe devam eder.
1918’de terhis olur.
BİR TEK ATATÜRK HATIRLAR
Kocaseyit, harpten döndükten sonra burada köyünde kimseye savaş ile ilgili bir şey anlatmaz. 9 yılda yaşadıklarını kendine saklar. Kolay değil, yaşanan olaylar, büyük travmalar yaratmıştır muhtemelen. 1929’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir açılış için Havran'a gelir. Açılıştan sonra Havran Nahiye Müdürü’ne der ki, “Burada bir Seyit Onbaşı olacaktı onu görmem lazım.”
Ancak Havran Nahiye Müdürü, Seyit Onbaşı’nın hangi köyde olduğunu bilmez. “Buluruz tabii Paşam” deyip, Edremit askerlik şubesinden Seyit’i sordurur. Manastır köyünde bulunur. Şubeden 2 jandarma görevlendirilip salınır. Sabah çıkan jandarmalar akşamüstü köye gelir. Kocaseyit, dağa kömüre gitmiştir. Jandarmalar evinin önünde akşama dek bekler. Akşam geç saatte evine gelen Seyit, jandarmayı görünce, kaçak kömür için geldiklerini sanır. Ama bozuntuya vermez. Askerlere “suçum ne ki” diye sorar. “Hayır, suçun yok biz seni bekliyoruz. Seni Paşa çağırıyor.” Seyit, sevinir.
Gece yarısı vardıklarında nahiye müdürü, Seyit’i perişan vaziyette görünce, önce onu bir güzel yıkatır, berberde saç sakal traşı yaptırır. Sabah da elbisesini verir. Atatürk’ün yanına çıktığında, biraz sohbetten sonra Paşa ‘ne istersen, iste sen büyük kahramanlık yaptın’ der.
Maaş bağlatılmasını teklif eder. Seyit Ali, “Hayır paşam" demiş, "biz görevimizi yaptık maaş için değil” der. Tek bir isteği olur Atatürk’ten, “Ben dağda kaçak odunla kömür imal ediyorum. Havran ve Edremit'te gece kaçak satıyorum. Senin emrinle o dağdaki ormancılar baltamı almasa. Rahat çalışsam, maaş da istemem”
Atatürk, nahiye müdürüne talimat verir, Seyit’e dokunulmasın diye.
Ancak iki yıl sonra yeni gelen nahiye müdürü bu emri uygulamaz, Seyit’e pek rahat verilmez.
Seyit Ali Onbaşı, bir süre daha dağda odun kömürü yapar.
Yaşlanmaya başlayınca zorlanır, Havran’da bir fabrikada hamallığa başlar.
Seyit Ali Çabuk, 1939'da 50 yaşındayken, zatürreye yakalanır ve yaşamını yitirir.
Köyündeki mezara gömülür.
Kocaseyit’in öyküsü, bir yerde Türkiye’nin tüm kahramanlarının öyküsüdür. —

Gönderen sindirgidedeler, Salı, 13 Araember 2016 21:39 [ Hepsini Oku ]
 
Son Videolar
İçeriği görmek için yetkiniz yok.
 
Türkiyemiz
Turk Bayrağı

 
Paylaşım Butonları
twitterfacebookgoogle pluslinkedinrss feedemail
 
İmza la!
 


Powered by  MyPagerank.Net


MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
Bu safya 0.03932 saniyede 25 sorguyla oluşturuldu